Rise of the Triad

Oyun inceleme

e zaman eski bir yapımın HD olarak yeniden yapıldığını görsem, ister istemez aklıma hep yayıncıların “Paraaa! Paraaaaaa!!!” deyip ellerini ovuşturduğu bir görüntü gelir. Malesef genelde de durum budur; oyunların kaplama kalitesini bir kademe arttırıp 720p desteğiyle sürülen çoğu oyun, doğal olarak, eskisinden daha kötü olunca yeniden yapımlara pek bir güvenim kalmadı. Rise of the Triad, bu kötü düşüncelerimin üzerine gelen, muhteşem bir oyun.
Bilmeniz gereken tüm senaryo bu resimde anlatılıyor.
Rise of the Triad, 1994 yılında çıktığında adı son anda Wolfenstein 2.0 olmaktan kurtulan bir FPS. İmkansız bir yürüme hızı, dalga dalga gelen düşmanlar, zorlu boss’lar ve kolaylıkla kaybolabileceğiniz bölümler ve herkesin birbirine roketle saldırdığı çokluoyuncu moduyla ünlenen oyun, aynı geleneği, hiç bozmadan, 2013 yılına taşımış. Rise of the Triad, 90’ların oyun yapısıyla 2000’lerin teknolojisini eğlence açısından harmanlamış, oldukça hızlı, çarpıcı, şiddetli ve zor bir oyun. Tıpkı geçmişte oynadığınız gibi.
Dediğim gibi, oyun zor. Modern FPS’lerin bebek uyutan zorluğuna kanıp Rise of the Triad’a Ludicrous zorluğunda başlarsanız, kafanıza yiyeceğiniz ilk rokette “Neden 5 canım kaldı?!” demeye hazır olun. Oyun bir yerde sürekli adam basarcasına düşman gönderirken yaptığınız hatayı anlayabilirsiniz. Bölüm başına 100-150 civarı adam katledeceksiniz ve emin olun hiçbiri tek kurşunda veya rokette ölmeyecek. Ayrıca karşılaşacağınız lav dolu odalar, döner bıçaklı tuzaklar, sizi hem ezmek hem de delik deşik etmek isteyen duvarlar derken… öhm, oyun zor demiş miydim?
Kim Jong-un, Triad’ın gözbebeğiymiş de bizim haberimiz yokmuş.
Bütün bu koşturmacalar olurken gayri ihtiyari eliniz oyunu kaydetmek için F5’e eliniz giderse, şimdiden söyleyeyim, boş dönecektir. Çünkü Rise of the Triad sadece checkpoint sistemini kullanıyor ve her bölümde 3-4 defa checkpoint alıyor. Bu da oyunda herhangi bir yerde öldüğünüzde bol bol sinir stres sahibi olmanız ve geldiğiniz yere kadar baştan başlamanız demek. Bunun, bazı oyuncular için kötü bir durum olduğunu düşünüyorum ancak aynı oyuncular sabredip, bölümü bitirdiklerinde alacakları haz ile duvara falan tırmanabilirler. Wolfenstein 3D’yi ilk bitirdiğimde attığım çığlıkların haddi hesabı yoktu mesela.
İlk anından itibaren 1994 çıkışlı oyunun adımlarını tekrarlayan Rise of the Triad, tekli oyuncu modunda da aynı karakterleri barındırıyor: Taradino Cassatt, Thi Barrett, Lorelei Ni, Doug Wendt, ve Ian Paul Freeley. Hepsinin kendine özel hız ve güç durumu var ve en yavaş olan Doug bile yeterince hızlı. Lorelei ise resmen Mach 3’te geziniyor. Çoklu oyuncu modunda “O bir kuş! Yok bir uçak!” şeklinde yorum yapıyorsanız, bilin ki o Lorelei’dir. (:
Ne demiştim, hah, oyun her anında, her özelliğinde selefini yaşatıyor. Oyunu isterseniz eski ses efektleriyle de oynayabilir, nostaljiye bir nebze daha doyarsınız. Her rocket jump’ta güler, her gib’de biraz daha neşe saçarsınız. Yeter ki gib’lenen kişi siz olmayın.
Ucu mızrak dolu hareket eden bir duvar… Her şey sizin için.
Rise of the Triad, metal ağırlıklı müzikleri ve olağan ses efektleriyle kulaklarınıza güzel bir ziyafet çekiyor. Tamam hrkes metal sevmeyebilir ancak içinde bu kadar şiddet içeren bir oyunun metal içermemesi yadırganabilirdi. Şarkılar da güzel ayrıca, mırın kırın etmeyin bence. (:
Çoklu oyuncu modunda 3 oyun tipi (DM, TeamDM ve Capture the Flag) içeren Rise of the Triad bu konuda biraz zayıf kalsa da yapımcı Interceptor Entertainment daha çok harita, mod ve ıvır zıvırın oyuna bedava ekleneceğini söylüyor. Ayrıca oyuna gelecek olan mod desteği ile de oyunun ömrünü bir kat daha artıracaklarını belirten ekibin, dünyanın 10 farklı ülkesinde yer alan 30 kişiden oluşması, sizi bilemem ama beni hayretler içinde bırakıyor. Oyunun dedicated server desteği ile geldiğini ve Steam’de bile DRM-Free yayınlandığını belirterek yapımcılara olan sevginizi bir adım daha ileri taşıyayım.
Bölümlerde kaybolmak bazen çok kolay olabiliyor.
Üzerinde bas bas “Altın” yazan kapı için fellik fellik altın anahtar arayacağınız Rise of the Triad, henüz yayınlanmayan Flashback ile beraber saygımı kazanan ikinci remake oldu. Bu karmaşa ve kaosa siz de davetlisiniz, hele ki ilk oyunu hatırlayacak yaştaysanız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir